Deniz Gürsoy, Yeme İçme Fıkraları, 2005, Varlık Yayınları A.Ş, yazarın onayı alınarak kullanılmıştır.

Meyhaneci geç vakit meyhaneyi kapayıp evine gitti. Bitkin bir halde yatağına gireceği sırada telefon çaldı. Telefondaki sarhoş sesi :

- Meyhaneci, dedi. Kaçta açacaksın meyhaneyi ?
- Yahu daha yeni kapadım. İstediğim zaman açarım. Hem açsam da seni içeri almam.

Telefondaki sarhoş :

- Ben içeri girmek değil, dışarı çıkmak istiyorum.


 

IV. Murat koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını bizzat kendisi kontrol etmeye meraklı bir padişahtı. Bir gün kıyafet değiştirerek bir bektaşi tekkesinin mahzenini basmış ve şırayı niçin küplere sakladıklarını sormuş.

Baba erenlerin cevabı kısa olmuş :

“Padişahım biz üzümün suyunu sıkar, küplerde saklarız; ama artık sirke mi olur şarap mı, orası Allah'ın bileceği iş. Üst tarafına karışmak haddimiz değildir !”


Hostes uçakta Papaza soruyor :

- Muhterem peder, programa uygun 12.000 metre yüksekte uçuyoruz. Bir bardak şarap vereyim mi ?

Papaz :

- 12.000 ha ! İstemem. Patrona çok yakınız.


Alman şairi Detlev von Liliencron dostları ile sık sık şarap tatma geceleri düzenlerdi.

Birgün, daha henüz altıncı veya yedinci şişedeyken ayağa kalkıp vedalaşmaya başladı.

Dostları şaşırdılar :

- Ne oluyorsun yahu … Daha yeni başladık… Mevsim sonu üzümü şaraplarına daha yeni geliyoruz.

Şair açıklamasını yaptı :

- Gideceğim falan yok … Amacım ayıkken, yani dostlarımı henüz tanıyabilirken onlarla vedalaşmak, o kadar …



Temel anne babasıyla birlikte kız istemeye gitmiş.

Kahveler gelip istek dile getirildikten sonra kızın babası :

- İçkisi, sigarası, kumarı var mıdır ? diye sormuş.

Temel'in babası :

- Elbette vardır demiş, bir tek kadını eksik.


Çalıştığı fabrikada alkol kullanmak yasaktı. Fakat en eski işçilerinden olduğu için idare gizli yaptığı sürece ona tolerans gösteriyordu.

Bir paydos saatinde sarhoş ile fabrikanın personel şefi burun buruna geldi. İçkili olduğunu farkeden şef ona nasihatte bulundu ve şunu ilave etti :

- Bak, seninle işe başlayanların çoğu birer teknisyen oldular. Sen bu şarap sevdandan vazgeçersen seni ustabaşı yaparım.

 

Sarhoş dengesini kaybetmemeye çalışarak cebindeki yarım kalan şarap şişesini tuttu ve :

- Sen hiç üzülme şef, dedi. Ben bu mereti içince değil ustabaşı, mühendis oluyorum, mühendis …


Adam şaraba çok meraklı. Mahzende şarap fıçısı var. Hizmetçisi de şarabın hastası olduğu için adam şarap çalınmasın diye fıçının ağzına kapak yaptırıp kilitlemiş. Fakat hizmetçi fıçıyı alttan delmiş. Her akşam bir miktar şarap alıp tıpayla deliği tıkarmış. Şarabın azalmasına bir türlü akıl erdiremeyen adam konuyu karısına açmış. Karısı :

- Hizmetçi fıçıyı alttan delmiş olmasın, deyince

Adam şu cevabı vermiş :

- Onu ben de düşündüm ama fıçı alttan değil üstten eksiliyor.


Adam, şarapevinin bar kısmına tünemiş bir iki parça peynir, birkaç dilim şarküteri ile çakırkeyif bir halde kadehteki şarabını bitiriyor, doldurması için barbaya uzatıyor ve soruyor :

- Günde kaç fıçı şarap satıyorsun ?
- Gün günü tutmaz ama ortalama üç fıçı
- Dört satmak ister misin ?
- Elbette
- Öyleyse bardakları tam doldur.


Bir misafir lokanta sahibine çıkışır :

- Bu şarabın içinde su var.

Lokantacı :

- Bunu büyütmeyin canım. Şaraptan anlayan birinin yolu bizim lokantaya pek düşmez. Bize bu onuru ilk siz verdiğinize göre su ve onur farkını hesaptan düşeriz olur, biter.


Ömrü boyunca öteki dünyada melek olmak azmiyle iyilik yapmış biri ölünce St. Pierre onu karşılar ve günah sevap defterine bir göz attıktan sonra

- Sen bir bardak bile şarap içmemişsin der
- Evet efendim

Saint-Pierre yanındaki baş meleğe döner :

- Buna kanat takın
- Melek oluyorum değil mi muhterem peder ?
- Hayır kaz oluyorsun.


Sarhoş, yoldan geçen birini çevirip sormuş :

- Hemşerim şu gökteki ay mıdır güneş mi ?
- Bilmiyorum, ben buralı değilim.


 

İçki yasağı döneminde kadı, karşısına getirilen Bektaşi'ye sormuş :

- Sen şarap içermişsin, doğru mu ?
- Asla kadı efendi.
- Ant içer misin ?
- Vallahi de billahi de içerim.
- Öyleyse bundan sonra içmeyeceğine ant iç.
- Vallahi içmem, billahi içmem.

Ertesi gün Bektaşi'yi sarhoş olarak yine kadının huzuruna çıkartmışlar. Kadı kükremiş :

- Daha dün şarap içmeyeceğine ant verdin, bugün yine içmişsin, bu ne iştir ?
- Ben gönlü yaralı kimsesiz bir dervişim. Kimseye zararım yoktur. Ant bulur ant içerim, şarap bulur şarap içerim !