RESTORANIN TARİHİ

• RESTORANLARIN KURULMASI
• CAREME
• KLASİK MUTFAK
• ESCOFFIER
• SANAYİ DEVRİMİ
• LOKOMOTİF DEVRİMİ VE OTOMOBİL
• BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI
• İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI
• MODERN MUTFAK VE YEMEK KÜLTÜRÜ

Deniz Gürsoy, Yemek ve Yemekçiliğin Evrimi, İstanbul, Kasım 1995, Kurtiş Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti., yazarın onayı alınarak kullanılmıştır.

LOKOMOTİF DEVRİMİ VE OTOMOBİL

Sanayi Devrimi önce İngiltere'de başladığı ve İngiliz toplum yapısını etkilediğinden yemek hizmetlerindeki gelişmeler de önce İngiltere'de görüldü. Doğal olarak İngiltere'deki gelişmeleri aktaracağım sizlere.

İngiltere'de yemek hizmeti endüstrisinin gelişmesini en başta demiryollarına borçlu olduğunu belirtmekte yarar var. Çünkü bu sayede oteller yaygınlaştı. Büyük karlar elde eden demiryolları şirketleri fonlarından pay ayırıp merkezi konumdaki istasyonlara yakın yerlerde büyük ve konforlu oteller inşa ettiler. 1902 yılına gelindiğinde demiryolları şirketlerinin mülkiyet ve kontrolünde 70 otel bulunuyordu.

Bu gelişme diğer şirketleri de otelcilik alanına yatırım yapmaya özendirdi ve şehir merkezlerinde, sahil şeritlerinde eski tesislerin yerini, mutfakları modern araç ve gereçlerle donatılmış oteller ve restoranlar almaya başladı. Bu dönemde, en önemli kuruluş olan D'Oyly Carte'ın kurucusu Cesar Ritz'in açıklamasına göre, George Escoffier "En Usta Aşçı" ünvanına sahipti. Ritz'le birlikte ünlü bir ikili haline gelen Escoffier, daha önce de belirttiğimiz gibi, getirdiği yeni kurallarla mutfağın doğasını değiştirmiş, klasik yemekleri o günlerin yemekli parti ortamına uygunluk sağlayacak biçimde yorumlamıştı. Bu gelişmeler ise mutfakta üretim sistemi ve organizasyonda önemli uygulama değişikliğine neden olmuştu.

Yine o dönemde, birlikte yenilen yemeklerde koyu renk gece kıyafetleri giyilir, gayet ciddi konuşmalar yapılır ve otel restoranlarında bayanlara pek ender rastlanırdı. Ritz böylesi formaliteleri ortadan kaldırmak için Amerikalıların "barbeque partisi tutkusu"ndan hareket ederek yemeklerin resmi havasını değiştirdi.

Öte yandan The Aerated Bread Co. ve J. Lyons adlı iki şirket farklı bir hizmet sunmak amacıyla pazara girdi. Hizmetlerindeki farklılık 'bayanlar'la ilgiliydi. Bu iki şirket otellerin restoranlarına giremeyen bayanların dertlerine derman oldu. Önceleri çayevi (tea shop) olarak başlatılan bu yeni hizmet biçimi, diğer çeşitlerin ilavesiyle giderek ülke çapında bir restoran zincirinin oluşmasını sağladı. Bu işletmelerin elde etiği karın, otellerden kazanılandan daha fazla olması, başka işletmelerin bu zincire katılmaları sonucunu doğurdu.

Otomobillerin yaygınlaşması ile durgunluk yaşamaya başlayan 'demiryolları çevresi otelciliği' yiyecek ve yatak hizmetlerini kaldırmış, yalnızca bar hizmeti verir duruma gelmişti. 1875'te yürürlüğe giren kanun, bu gibi yerlerin ruhsata tabi olmasını zorunlu hale getirdi. 1900'e gelindiğinde ruhsat almak ve bu ruhsattan sürekli yararlanmak o kadar zorlaştı ki, barların sayısı giderek azalmaya başladı. Bu baskıya dayanamayan bira şirketleri, kendi biralarını satan işletmeler kurma yoluna gitti. "Bira şirketlerine bağlı lokal sistemi", eski taverna düzenini daha keyifli hale getirdi ve 'Victorian' barların doğmasını sağladı. Ne var ki bu işletmeler, bira şirketlerinin sıkı denetiminde olduğu için kar edemez hale gelmiş ve çareyi birayı sulandırmakta bulmuşlardı.

Bu duruma tepki olarak Earl Grey 1903 yılında Public House Trust Company'yi kurdu. Bu şirket öncelikle bira fabrikalarına bağlı olmayan barları satın aldı. Yeniden yapılandırdığı bu barlarda, yalnızca yemek-konaklama üzerinden prim verip içki satışlarını prim harici tuttu. Böylelikle de, bugünkü Trust Houses (Güven Lokalleri) şirketinin temelleri, o günkü barlara yönelik "güven eksikliği"nden dolayı atılmış oldu.

Trust Houses ve benzeri kuruluşlar o yıllardaki başarılarını güvenli hizmet sunmalarının dışında, otomobillerin yaygınlaşmasıyla insanların değişik yerlere gitme ve "dışarıda yemek yeme"yi benimsemelerine borçlu oldular.